ŞİRKET VE GRUPLAR İÇİN TİROİD CHECK-UP PROGRAMI

fotoğraf 1T

Tiroid hastalıkları ülkemizde ve dunyada sıklığı giderek artan ve iş kaybına neden olabilen önemli hastalıklardır. Tiroid hastalıkları konsantrasyon ve uyku problemleri, ruh halinde dalgalanmalar ve öğrenme işlevlerini bozabilmektedir. Bu hastalıkların teşhisi ve tedavisi basit bir checkup programı ile yapılabilir. Amacımız bu hastalıkların erken teşhis ve tedavisi için ülkemizin güzide şirketlerine yol göstermektir.

Sistem nasıl işliyor ?

Tiroid hastalığının teşhisi için kan testleri ve ultrasonografisi ve özel durumlarda sintigrafi ve tiroid ince iğne aspirasyon biyopsisi gerekmektedir. Check up yapacak şirkete gidip her danışanın muayenesini yapıyoruz, ultrasonografi ile tiroidini degerlendiriyoruz sonra uygun kan testlerini yapıyoruz ve sonuçları danışanlara ve şirketine bildiriyoruz. Tiroid hastalığı için ileri tetkik gerekenleri merkezimize çağırıp ayrıntılı tetkiklerini yapıyoruz ve uygun tedaviyi başlıyoruz.

İlgilenenler iletişim için drendokrin@gmail.com mail adresimizden iletişime geçebilir.

Doç.Dr.Fevzi BALKAN

Endokrinoloji ve Tiroid Hastalıkları Uzmanı

Tiroid Hormonlarının Vucut üzerinde 16 Etkisi

images (4)
 
1-Tiroid hormonunun büyümeye etkisi, büyüme dönemindeki çocuklarda belirgindir. Hipotiroid olanlarda büyüme büyük oranda geri kalır. Hipertiroidi olanlarda ise çocuğun daha erken yaşlarda uzun boylu olmasına yol açan aşırı iskelet büyümesi gözlenir.
2-Tiroid hormonunun önemli bir etkisi fetal hayatta ve doğumdan sonraki ilk birkaç yılda beynin büyüme ve gelişmesini sağlamaktır.Eğer fetüs yeterli miktarda tiroid hormonu salgılamazsa, hem doğumdan önce hem de doğumdan sonra beynin büyüme ve gelişmesi büyük oranda geri kalır ve beyin normalden küçük olur.Tiroid hormonları beynin gelişim hızını artırır.
3-Tiroid hormonları karbonhidrat metabolizmasını uyarır.Hücrelerin glikoz tutmasını artırır. Barsaktan glikoz emilimini artırır.
4-Tiroid hormonları lipid metabolizmasını değiştirir.Plazma serbest yağ asidi artar.Plazma kolesterol, fosfolipid, trigliserit ‘i azalır.
5-Vitamin gereksinimi artar.
6-Bazal metabolizma hızı artar. ( %60-100 kadar artabilir )
7-Tiroid hormonları vücut ağırlığında azalmaya yol açar.
8-Tiroid Hormonları kalp-damar sistemini etkiler.Kalp hızını artırır.Kalbin atım gücünü artırır.
9-Tiroid hormonunun aşırı salgılanması durumunda protein katabolizmasına bağlı olarak kalp kası zayıflar
10-Tiroid Hormonları, solunum hızını ve derinliğini artırır.
11-Tiroid Hormonları sindirim sistemini etkiler.Besin alımı ve iştah artar.Mide ve barsak hareketlerini artırır.indirim sıvılarının salgılanma hızını artırır .Hipertiroidizm ishal, hipotiroidizm kabızlık yapar.
12-Hipertiroidizm ve hipotiroidizm yorgunluğa neden olur, uyku basması hissi hipotiroidizmin belirtilerindendir.
13-Merkezi Sinir Sistemi’nde uyarıcı etkilere yol açar. Hipertiroidli kişilerde aşırı sinirlilik, kaygı, aşırı endişe ve paranoya gelişebilir.
14-Tiroid hormonlarında hafif artış kasların cevabını güçlendirir. Hipertiroidizmin en tipik belirtilerinden biri kas tremorudur.
15-Tiroid hormonları eksikliği libido kaybına yol açabilir.Hormonun fazlalığı ise iktidarsızlığa yol açar.
16-Kadınlarda tiroid hormonlarının eksikliği sıklıkla aşırı kanamaya, nu hormonların fazlalığı ise menstrual kanamanın çok azalması yol açar.
 
Doç.Dr.Fevzi BALKAN
Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı
 

DVİTAMİNİ EKSİKLİĞİ ENFEKSİYON RİSKİNİ ARTIRIR MI?

 

İçinde bulunduğumuz soğuk kış günlerinde nezle ve grip başta olmak üzere üst solunum yolu enfeksiyonlarında artış mevcut. Güneşin yeterli olmadığı kış günlerinde vucudumuz yeterli D vitamini salgılayamıyor, bu eksiklik maalesef enfeksiyonların şiddetli geçirlmesine ve kolay hasta olmaya sebep oluyor. D vitamini bağışıklık sistemi tarafından tüketilmesi gerekli bir immünhormondur. Eksikliğinde tüm enfeksiyonlara karşı direnç düşer. D vitamini eksikliğinde bağışıklık sistemimizi koruyan akyuvarlar görevlerini tam yapamaz. Son yıllarda yapılan çalışmalarda D vitamini eksikliğinin sadece tüberküloz (vereme) değil, aynı zamanda otitis media(kulak iltihabı), üst solunum yolu enfeksiyonları (nezle, farenjit,tonsilit) ve influenza (grip) enfeksiyonu için risk oluşturduğu bildirilmiştir. Bir çalışmada bir yıl süre ile 2000 U vitamin D desteği sağlananlarda soğuk algınlığı ve influenza enfeksiyonun gözlenmediği bildirilmiştir. Sağlıklı bir insanda kanda ölçülen D vitamini düzeyinin >30 ng/dl olması gerekiyor. Günlük ihtiyaç 600-800 ünite arası değişiyor. Gıdalarla maalesef yeterli d vitamini alınamıyor.

D1

D vitamini eksikliğinin tetiklediği enfeksiyonların bazıları şunlardır;

1- D vitamini eksikliği olan çocuklarda pnömoni (akciğer enfeksiyonu) görülme sıklığı13 kez fazla bulunmuştur.
2- Son 20 yıl içinde yapılan çalışmalarda azalmış serum D VİTAMİN düzeyi ile tüberküloz (verem) enfeksiyonuna duyarlılık ve enfeksiyonun ciddiyeti arasında güçlü bir ilişki saptanmıştır.

3-D vitamini eksikliği durumunda, özellikle kış aylarında ağır zatüre, boğaz anjini sık görülmektedir.

Doç.Dr.Fevzi BALKAN

Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı

 

HORMONAL HASTALIKLARIN 25 BELİRTİSİ

Hormonal hastalıklar ülkemizde ve dünyada çok sayıda kişiyi etkileyen kronik takip ve tedavi gerektiren problemlerdir. Bu hastalıkların erken teşhisi hastalıkların seyrini olumlu yönde etkilemektedir. Peki hormonal hastalıklar kendilerini nasıl gösterir. işte 25 belirti;

e2

1-KİLO ALIMI ve KİLO VEREMEME: İnsülin Direnci, Şeker Hastalığı, Polikistik Over Sendromu, Cushing Sendromu ve Hipotiroidinin Habercisi Olabilir.

2-TATLI KRİZLERİ, SIK SIK ACIKMA: Hipoglisemi Ve İnsülin Direncinin Habercisi Olabilir.

3-ADET DÜZENSİZLİĞİ, TÜYLENME ARTIŞI: Yumurtalık Kistleri, Böbreküstü Bezi Rahatsızlıklarında Görülebilir.

4–KARINDA MOR STRİA(çizgilenmeler): Cushing Sendromunun Belirtisi Olabilir.

5-YORGUNLUK: Tüm Hormonal Hastalıkların Ortak Belirtilerinden Biridir.

6-BOYUNDA ŞİŞLİK VE AĞRI:Guatr, tiroid nodülünün Habercisi Olabilir.

7-ÇARPINTI, ELLERDE TİTREME: Hipoglisemi ve tiroidin bezinin fazla Çalışmasının Belirtisi Olabilir.

8-AŞIRI TERLEME: Tiroidin Fazla Çalışması Böbreküstü Bezi Hastalıklarıve Şeker Düşmesinin Belirtisi Olabilir.

10-KİLO KAYBI:Şeker Hastalığı, Tiroidin Fazla Çalışmasının Belirtsi Olabilir.

11-VÜCUT AĞRISI: Paratiroid bezi ve D vitamin eksikliğinin belirtisi olabilir.

12-KEMİK ERİMESİ, KEMİKLERDE KIRILMA: Osteoporozun belirtisi olabilir.

13-ÇENEDE BÜYÜME: Akromegalinin belirtisi olabilir.

14-GÖĞÜSLERDEN SÜT GELMESİ:Prolaktinomanın belirtisi

15-BÜYÜME GELİŞME GERİLİĞİ:Hormon eksikliklerinin, vitamin ve demir eksikliği nedeni ile olabilir.

16-SAKALIN ÇIKMAMASI: Erkeklik hormonu eksikliğine bağlı gelişebilir.

17-İKTİDARSIZLIK: Testosteron hormon eksikliği, prolaktin fazlalığı, tiroid bezi ile ilgili problemlerde olabilir.

18-GÖĞÜSLERDE BÜYÜME: Erkeklerde jinekomasti olarak adlandırılır, araştırılmalıdır.

19-AŞIRI UZAMA: Büyüme hormonu fazlalığının belirtisi olabilir.

20-CİLTTE KALINLAŞMA:Hipotiroidinin belirtisi olabilir.

21-KANSIZLIK: Hormon ve vitamin eksikliklerinde, tiroid, büyüme hormonu ile ilgili problemlerde görülebilir.

22-ELLERDE KASILMA VE UYUŞMALAR: Paratiroid bezi, magnesyum ve kalsiyum metabolizma bozuklukları ve d vitamin eksikliğinde görülebilir.

23-KASLARDA SEYİRME VE AĞRILAR: Tiroid rahatsızlıkları, magnezyum- kalsiyum metabolizma bozukluklarında görülebilir.

24-SAÇ DÖKÜLMESİ: Kadınlarda polikistik over sendromu, böbreküstü bezi bozuklukları ve tiroid bezi problemlerinde görülebilir.

25-TANSİYON YÜKSELMESİ: Cushing sendromu, paratiroid ve tiroid bezi bozuklukları, böbreküstü bezi bozukluklarında görülebilir.

TİROİD HASTALIĞI İLGİLİ DOĞRU BİLİNEN 11 YANLIŞ

d

Gelişen teknolojik gelişmeler , tiroid testlerininin ve görüntüleme yöntemlerinin sık kullanılması hastalarda ve yakınlarında bilgi karmaşasına sebep olmaktadır. İşte tiroid hastalıkları ile ilgili doğru bilinen yanlışlar

1-Hipotiroidi için kullanılan ilaçlar geçici kullanılır: Hipotiroidi tedavisindeki ilaçlar genelde ömür boyu kullanılmalıdır, bazı geçici hipotiroidilerde kısa süreli ilaç verilebilir.

2-Hipertiroidi ilaçları ömür boyu kullanılır: Zehirli guatr durumunda ilaçla genelde belli süreler kullanılır,eğer hastalık tekrarlar ise diğer tedavi seçenekleri devreye girer.

3-Atom tedavisi zararlıdır: Atom tedavisi düşük dozlarda verildiğinde genelde yan etkisi az hasta açısından konforlu bir tedavi şeklidir.

4-Tiroid nodulu mutlaka ameliyat gerektirir: Tiroid nodullerinin sadece %10 kadarı ameliyat gerektirir.

5-Tiroid kanseri ileri yaşlarda görülür.Tiroid kanseri 20 li yaşlarda bile görülebilmektedir.

d3

6-Her tiroid nodulüne sintigrafi çekilmelidir: Sadece toksik nodullere ve hipertiroidi durumunda sintigrafi istenmelidir.

7-Tiroid biyopsisi çok ağrılıdır. Tiroid ince iğne biyopsisi ultrason eşliğinde yapılan ince iğnelerle yapılan çok ağrılı olmayan bir işlemdir.

8-Tiroid ilaçları kemik erimesi yapar: Tiroid ilacı uzun süre yüksek doz kullanıldığında kemik erimesi yapabilir, fizyolojik dozlarda böyle bir yan etkisi yoktur.

9-Tiroid ultrasonunda nodulün kanser olduğu anlaşılır. Tiroid ultrasonografisinde şüpheli bulgular nodulün iyi olmadığını düşündürebilir ama kanser tanısı biyopsi sonucu ile yapılır.

10-Soğuk tiroid nodulleri mutlaka kötüdür ameliyat olmak gerekir; Her soğuk nodul kötü olmayabilir. Biyopsi ile ameliyat kararı verilmelidir.

11-Tiroid hastalığı mutlaka kilo yapar: Bazı tiroid hastalıkları(hipertiroidi) gibi

kilo kaybına da sebep olabilir. Bazı hastalarda kilo alımı, bazılarında ise kiloda değişiklik olmayabilir.

Doç. Dr. Fevzi BALKAN

Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı

Randevu: 0212 867 75 00 

 

TİROİD İLACINIZI DÜZENLİ ALMANIZ İÇİN 10 NEDEN

 

 

Tiroid bezi yetersizliği (hipotiroidi) sık görülen problemlerdendir. Bu hastaların çoğu tiroid ilacını (levotiroksini) ömür boyu kullanmalıdır. Peki ilaç düzgün alınmayınca neler yapabilir.

ilaç

 

İşte 10 sonuç

1-Tansiyon ve kalp rahatsızlıkları (ritim problemi ve damar tıkanıklıkları) sık görülür.

2-Barsak hareketlerinin yavaşlamasına bağlı kabızlık, karaciğer enzimlerinde yükseklikler ve yağlanma görülür.

3-Solunum kaslarında çabuk yorulmalar, uyku apneleri görülebilir.

4-Kilo alımları ve buna bağlı kronik rahatsızlıklar görülebilir.

5-Kansızlık (demir, folik asit, b12 eksikliği), vitamin emilim bozuklukları görülebilir.

6-Uyku bozuklukları (fazla uyuma) ,psikyatrik problemler (depresyon, panik atak, anksiyete) görülebilir.

7-Kas krampları, el-ayak ve vucutta uyuşukluk ve karıncalanmalar, sinir iletiminde bozukluklar görülebilir.

8-Deride kalınlaşmaya bağlı ve karoten birikimine bağlı renk değişiklikleri(sarımtırak renk) ve cilt kurluğu sık görülür.

9-Erkeklerde sperm sayısında azalma, kadınlarda yumurtlama bozuklukları ve kısırlığa sebep olabilir.

10-Konuşma ve düşünme hızında yavaşlama, öğrenme güçlüğü olabilir.

Doç.Dr.Fevzi BALKAN

Medicana İnternational İstanbul

Randevu:0212 867 75 00

 

ENDOKRİN HASTALIKLARDA GÖRÜLEN DERİ BULGULARI

Endokrin fonksiyon bozuklukları bazen ilk bulgu olarak deride değişiklik görülmekte ve deri lezyonları da birçok endokrin hastalığın önemli bulgusu olabilmektedir. Tanı koymada yol gösterici olan bu lezyonların tanınması endokrin hastalıkların erken teşhis ve tedavisi için çok önemlidir. Deri hastalıklarına yol açabilen hormon bozuklukları arasında hipertroidi, hipotroidi, Cushing hastalığı, Addison hastalığı, akromegali, hiperandrojenizm, hipopituitarizm, hiperparatroidizm gibi hastalıklar yer almaktadır.

DERİ 4

Hormonlar derinin gelişiminde ve fizyolojik fonksiyonunda önemli rol oynar . Hormonların üretimindeki farklılıklar; metabolizma, kan basıncı, seksüel fonksiyonlar, üreme, büyüme, süt salınımı ve vital fonksiyonlar üzerinde önemli etkiye sahiptir. Hormon düzeyindeki değişikliklerle ortaya çıkan deri reaksiyonları, deride bulunan sendörler tarafından algılanır ve kontrol edilir. Ayrıca derinin kanlanması, travma, enfeksiyonlar ve ultraviyoleye maruziyet de hormonlara verilen cevapta etkilidir .

Hipopituitarizm (hipofiz bez yetersizliği) gibi bir veya daha fazla hormonun kısmi veya tam yokluğunda deriye ait yapılarda saç, tırnaklar, epidermis, dermis, pigmentasyon, ekrin ve sebase bezlerde değişiklikler ortaya çıkar. Hipopituitarizme bağlı gelişen klinik durumların çeşitliliği yaşa, patolojinin başlangıç hızına, hormonların etki alanlarına ve eksikliğin derecesine bağlıdır. Hipofiz hastalıklarında kseroderma(cilt kuruluğu), kronik güneş hasarı ve deri enfeksiyonları ve akne görülebilir. Growth hormon (GH) bedensel büyümeyi, vücuttaki protein ve karbonhidrat metabolizmasındaki regülasyonu sağlayan hipofizer bir hormondur . Büyüme hormon eksikliği epidermisin inceldiği gözlenir. Ekrin ter bezleri küçülür, sayıları azalır, morfolojisi ve elastin fibrillerin konfigürasyonunda değişiklik olur . Büyüme hormon fazlalığında ise deri kaba ve kalındır. Hastalarda sivri çene, frontal çıkıntı, seyrek dişler, alt dudak sarkık ve kalındır, ayrıca ödemli göz kapağı mevcuttur. Dermis kalınlığının artmasına bağlı olarak saçlı deride kutis vertisis girata meydana gelebilir .

DERİ2

Troid hormonlarından T4 hem epidermal büyüme faktörünün üretimini hemde epidermal büyüme faktörün reseptö rüne afinitesini artırır. T3 ise epidermal turnoveri regüle eder ve keratinosit diferansiyasyonunu sağlar. Bu hormonların yokluğunda deri kuru, kaba, skuamlı bir görünüm kazanır. Sebase, ekrin ve apokrin bez sekresyonları azalır, tırnaklar kuru ve kırılgandır . Troid hastalıklarında egzoftalmus, pretibial miks ödem gibi direkt hastalığa bağlı oluşan deri bulgularının yanı sıra, otoimmün troid hastalığına yatkın olanlarda vitiligo, liken skleroz atrofikus gibi deri hastalıkları da görülebilir . Hipotroidili hastaların yarısından fazlasında saç siklusunun anagen fazında bozulma olur, anagen fazdaki saçlarda kayıp ve generalize alopesi gelişir. Kaşlar dış lateralden dökülür, saçlar kuru, kaba ve kırılgan hale gelir. Hormon replasmanıyla telogen saçlar artar. Hipotroidizmde epidermiste β karoten birikimi olur. Palmoplantarda ve nazolabial katlantılarda sarı renge neden olur ve sarılıktan skleraların tutulmamasıyla ayırdedilebilir. Metabolizmanın yavaşlaması ve refleks kutanöz vazokonstriksiyon nedeniyle hastalar soluk görünür. Bu hastalarda dermiste su ve mukopolisakkaridoz birikir, bu birikim ışığın yansıması nı değiştirir, hastalar soluk görünür.

DERİ1

Sex hormonları keratinositlerin büyümesini ve melanosit aktivitesini stimüle eder. Östrojen eksikliği deride kuruluğa, kaşıntıya ve atrofiye neden olur. Çünkü östrojen bağımlı hiyalüronik asit üretimi azalmasının yanı sıra, sebase ve ekrin bezlerin üretimi de azalmıştır. Östrojen ve androjenler kollajenin sentezini, matürasyonunu ve turnoverini sağlar. Östrojen aracılı kollajen ve elastin matürasyon ve sentez eksikliğinde deri kuru, ince ve esnekliğini yitirmiştir. Androjen bağımlı kollajen sentez ve matürasyon eksikliğinde ise deri ve subkütan doku incelir. Yüz çizgileri azalmıştır. Ağız ve göz çevresinde ince çizgilenmeler bulunur. Kadınlarda hiperandrojenemi geliştiğinde akne, hirsutismus ve virilizasyon bulguları ortaya çıkar .

Cushing sendromu gibi glukokortikoidlerin fazlalığında ise atrofiye bağlı olarak el sırtında, dirseklerde sigara kağıdı görünümü oluşur. Ayrıca hastalarda poikiloderma benzeri lezyonlar da bildirilmiştir . Glukokortikoidlerin fazlalığına bağlı oluşan tipik lezyon, özellikle gövde yerleşimli geniş, mor strialardır. Hormonal patoloji düzeldiğinde striaların rengi düzelirken atrofi kalıcıdır. Cushing hastalığında ACTH fazlalığı nedeniyle hiperpigmentasyon meydana gelebilir. Pigmentasyon genellikle diffüz olmakla birlikte özellikle güneş gören yerlerde daha fazla olur. Kronik travma ve basıya maruz kalan yerlerdeki pigmentasyon daha fazla dikkat çeker. Akantozis nigrikans meydana gelebilir. Yüzde genişleme ve telenjiektaziler olabilir. Hipertrikoz ve akne genellikle vardır. Akne lezyonları uniformdur, komedon ve kist genellikle yoktur. Hipertrikozda kıllar lanuga şeklindedir ve çeneye, üst dudak bölgesine lokalizedir. Santral obesite görülür ACTH’nın prekürsörü olan proopiomelanokortin, aynı zamanda α-melanosit–stimulating hormonun (α-MSH) kaynağıdır. α-MSH ve ACTH’nın her ikiside deri pigmentasyonunda rol oynar. Hipofizer ACTH eksikliğinde hipopigmentasyon meydana gelir. Hastalarda özellikle genital, meme areolası ve yüzde olmak üzere diffüz solukluk oluşur. Deri turgoru azalır, deri kurur, kadınlarda aksiller ve pubik kıllarda azalma olur.Androjenler, GH, IGF-1, insülin ve glukokortikoidler akne gelişimine etkili hormonlardandır. Polikistik over hastalığı, akromegali, Cushing hastalığı, androjen sekrete eden tümörler gibi endokrin hastalıklarda akne gelişimi artar . Tüm endokrin hastalar arasında saç hastalıklarından ve tırnak hastalıklarından, kseroderma ve pruritus (kaşıntı) görülebilir.

Endokrin hastalarda deri bulguları azımsanmayacak kadar çok görülmektedir. Dikkatli dermatolojik muayenenin endokrin patolojilerin erken teşhisinde ve daha önce endokrin hastalık tanısı konmuş olanların ise tedavisinde katkısının olacağı bu nedenle tüm endokrin hastalığı olan hastaların belli periyotlarla dermatolojik muayenelerinin yapılması gerekir.

Kadınların kabusu: Hirşutizm (Tüylenme)

  1. Hirsutizm Nedir?
    Hirsutizm diğer adıyla ‘’tüylenme fazlalığı’’, kadınlarda androjen erkeklik hormonuna bağlı olarak gelişen kıllanma problemidir. Tüylenme fazlalığı genellikle dudak üstü, çene, kulak, yanak, karnın alt kısmı, sırt, göğüs, kol ve uyluk olmak üzere vücudun pek çok bölümünü kapsamaktadır. Hirsutizm androjen hormonunun yanında bu hormonun kıl köklerindeki duyarlılığı artırmasıyla ortaya çıkmaktadır.

 

  1. hir2
  2. Hirsutizmin Belirtileri Nedir?
    Tümöre bağlı gelişen hirsutizmde ani ve hızlı tüylenme en açık belirtiler arasında gelmektedir. Seste kalınlaşma, alın bölgesinin açılması, ve testosteron hormonunun yükselmesi gibi belirtiler de tümöre bağlı olarak gelişmektedir. Bunun yanında saç dökülmesi, adet düzensizliği, akne gibi belirtiler de ortaya çıkmaktadır.
  3. Hirsutizmin Nedenleri Nedir?
    Hirsutizmin pek çok sebebi yer almaktadır. Genellikle polikistik over sendromu, adet düzensizliği, kısırlık (infertilite) ve şişmanlık gibi sebeplere bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Hastalığa neden olan etkenin böbrek üstü bezleri ve yumurtalıklardan androjen salımını artıran hipotalamo-hipofizer hastalığının olduğu düşünülmektedir. Bunun yanında kullanılan bazı ilaçlar da hirsutizme neden olmaktadır. Çoğu zaman yumurtalık ve adrenal bezlerdeki tümörler de aşırı tüylenme problemine yol açmaktadır.hir3
  4. Hirsutizmin Risk Faktörleri Nedir?
    Hirsutizm hastalığında şeker hastalığı ve kilo alma gibi risk faktörleri yer almaktadır. Bunun yanında genetik faktörler de etkili olmaktadır. Ailede hirsutizm geçmişi olanlar risk altındadır. Avrupa ve Asya kökenli kadınlar da risk grupları arasında gelmektedir.
  5. Hirsutizmin Komplikasyonları Nedir?
    Hirsutizmin genellikle psikolojik komplikasyonları bulunmaktadır. Özellike yüz bölgesinde yaşanan tüylenmeyle toplumdan dışlanma, içe kapanma, özgüven eksikliği, bunalım gibi komplikasyonlar gelişmektedir.
  6. Hirsutizm için Doktor Randevusu Öncesi Neler Yapılmalıdır?
    Pek çok kadın tüylenme problemini genetik faktörlere ve tüylerden kurtulmak için yapılan yanlış uygulamalara bağlamaktadır. Ancak aşırı tüylenmenin altında farklı nedenler yatıyor olabilir. Bu yüzden hirsutizm ihtimaline karşı doktor randevusu alınmalıdır. Randevu öncesinde tüyler alınmamalıdır.
  7. Hirsutizmin Tetkik Yöntemleri Nelerdir?
    Hirsutizm hastalığında tanı koymak için oldukça fazla test yer almaktadır. E2, FSH, LH, progesteron, testosteron, dihidroepiandrosteron-sülfat, andrptenodion, bir gecelik (overnight) deksametazon süpresyon testi, iki günlük düşük doz deksametazon süpresyon testi, androstenodiol glukuronid ölçümleri gibi hormonal testler yapılmakta ve tanı konulmaktadır.
  8. Hirsutizmin Tedavi Yöntemleri Nelerdir?
    Hirsutizmde tedavide öncelikle hirsutizme neden olan faktörler ve hastalıklar ortadan kaldırılmaya çalışılır. Buna bağlı olarak ilaç tedavisi ve kozmetik tedavi olmak üzere iki seçenek yer almaktadır. Bu tedavi yöntemleri ayrı ayrı uygulanabildiği gibi bir arada da uygulanmaktadır. En etkili tedavi her iki seçeneğin bir arada uygulandığı tedavidir. İlaç tedavisinde adet düzenlemeye yarayaran ilaçların yanında doğum kontrol hapları, progestinler, spironolactone, simetidine, GnRH analogları, siproteron asetat gibi ilaçlar kullanılmaktadır. Kozmetik tedavide ise ağda, depilatör, lazer epilasyon yer almaktadır. En etkili sonuç ise lazer epilasypondan alınmaktadır. Kıl folliküllerinin ömrü 6 aydır. Bu yüzden ilaç tedavisi en az 3-6 sürmektedir.
  9. Hirsutizm Hastaları İçin Yaşam Stili Önerileri
    Hirsutizm tedavisi uzun süren ve sabır isteyen bir problemdir. Bu yüzden tedavi süresince umutsuzluğa kapılmamak gerekmektedir. İlaç tedavisinin yanında tüylerden kurtulmak için pek çok yöntem yer almakta. Bu yöntemler arasında traşlama işlemi genellikle önerilmemektedir. Kökleri kalınlaştırma durumundan dolayı traşlama işleminden uzak durulmalıdır. Bunun yanında ilaç tedavisiyle birlikte lazer epilasyon tedaviyi olumlu etkileyecektir.

DİYABET HASTALARINA HANGİ AŞILAR YAPILMALI?

Diyabetle ilgili  uluslararası otoriteler tüm diyabetli hastalarda influenza, hepatit B ve pnömokok aşıları yapılmasını önermektedirler.  6 aylıktan itibaren, tüm diyabetlilere yılda bir grip aşısı yapılmalıdır. Grip aşısının koruyuculuğu, özellikle yaşlılarda daha kısa (6-8 ay) sürmektedir. Ülkemizde grip mevsiminin Aralık-Ocak aylarında başlayıp Nisan-Mayıs aylarına kadar sürdüğü dikkate alındığında, aşı uygulamalarının Kasım ayında başlatılması mantıklı görünmektedir

eriskinlerde-asilama

Aşı ile ilgili Türk Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği önerileri

  1. Çocukluk çağındaki tip 1 diyabetlilerin rutin aşılama programı sürdürülmelidir
  2. Diyabetli bireylerde influenza ve özellikle pnömoni infeksiyonlarına bağlı komplikasyon riski ve mortalite yüksektir
  3. Diyabetli bireylerde influenza ile ilişkili komplikasyonların riskini azaltmak için her yıl (tercihen Kasım ayının başında) influenza aşısı yapılmalıdır
  4. Diyabetli bireyler de en az diğer kronik hastalıkları olan hastalar kadar pnömokok infeksiyonlarına yatkındırlar. Bu sebeple aşılanmaları gereklidir
  5. İki yaşından büyük tüm diyabetlilere, ömür boyu bir defa pnömokok aşısı uygulanmalıdır
  6. İlk aşılandığında 65 yaşından genç olan ve aşılanalı 5 yıldan uzun süre geçmiş olan ≥65 yaş diyabetlilere bir kez daha pnömoni aşısı yapılmalıdır
  7. Daha önce aşılanmamış olan, 19-59 yaş aralığındaki tüm diyabetlilere hepatit b aşısı yapılmalıdır. 60 yaş ve üzeri diyabetlilerde de Hepatit B aşısı yapılması düşünülebilir.
  8. Toplumsal tüm koruma ve eradikasyon programlarına diyabetli kişiler de dahil edilmelidir
  9. Endemik bölgelere seyahat edecek diyabetlilere, gidilecek bölgeye göre gerekli aşılamanın yapılması önerilir

Bu yazının hazırlanmasında Türk Endokrinoloji ve Metabolizma               Hastalıkları Derneğinin Diyabet kılavuzundan faydalanılmıştır.

Türk Endokrinoloji derneği linki

İYOT İÇEREN KONTRAST MADDELER TİROİD HASTALIĞI OLANLARDA KULLANILABİLİR Mİ ?

Günümüzde görüntüleme yöntemlerinin doğal bir sonucu olarak klinik pratikte hastalıkların tanı ve tedavisi  için radyokontrast maddeler sıklıkla kullanılmaktadır.

İYOKONT

Radyokontrast maddelerin bulantı, kusma, cilt döküntüleri, bronşlarda daralma, tansiyon düşmesi, şok  reaksiyonu, kan pıhtılaşmasını artırıcı, böbreklere zarar verici yan etkileri vardır. İyot içeren radyokontrast maddelerde vücudun günlük ihtiyacının çok üzerinde iyot bulunmaktadır dolayısıyla tiroid bezi üzerine yan etkileri görülebilir. Bu maddelerin alımı sonrası serum iyot konsantrasyonu aylarca belirgin bir şekilde yüksek kalabilir. Fazla miktarda iyot verilmesi özellikle altta yatan tiroid hastalığı olanlarda ve nadiren de tiroid bezi normal olan kişilerde tiroid problemleri yaratabilir. Bu kişisel ve çevresel özelliklere göre tiroidin az veya fazla çalışması, bağışıklık sistemini olumsuz etkileyerek otoimmünite gelişimi şeklinde ortaya çıkabilir. Yaşlılar, tiroid nodülü olanlar, ülkemiz gibi iyot eksikliği bölgesinde yaşayanlar, Hashimoto tiroiditi olanlar, daha önce zehirli guatr hastalığı olanlar, doğum sonrası tiroid iltihabı geçirenler veya ilaçalra bağlı tiroid bezinde sıkıntı yaşıyanlar risk grubu içindedir. Bu hastalarda kontrast madde verilmeden  tiroid testlerinin yapılması uygun olabilir. Tiroid testleri bozuk çıkanlarda iyot miktarı seyreltilmiş veya iyotsuz kontrast maddelerin kullanımı uygun olabilir. Kontrast maddelerin %90’ını İyot içeren kontrast maddeler oluşturmaktadır.