İNSÜLİN DİRENCİ OLDUĞUNU DÜŞÜNDÜREN 10 BELİRTİ

İnsülin direnci son yıllarda ülkemizde kilo vermeyi zorlaştıran sebeblerin başında gelmektedir. Toplumumuzun yarısından çoğunu etkileyen ve önemli hastalıklara(diyabet, damar tıkanıklığı) sebep olan bu hastalık çoğu zaman gözden kaçabilmektedir.  İnsülin direncinde olan başlıca belirtileri özetlemeye çalıştım.

 

1-Sık acıkma

2-Yemeklerden sonra tatlı yeme ihtiyacı

3-Acıkınca el -ayaklarda titreme

4-Dikkat dağınıklığı

5-Halsizlik yorgunluk

6-Yemeklerden sonra sersemleme-uyuma-uyuklama isteği

7-Diyet ve egzersize rağmen giderek yağlanma

8-Kilo alımı

9-Enerji azalması

10-Bir neden yok iken sinirli ve sabırsız olmak

Doç.Dr.Fevzi BALKAN

Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı

ADRENAL(SÜRRENAL, BÖBREKÜSTÜ BEZİ) KİTLELERE YAKLAŞIM

sürrenal kitle

Adrenal kitleler (adenomlar), adrenal bezin iyi huylu tümörleridir. Adrenal adenomlar, adrenal bezin en sık görülen kitle lezyonlarından olup görüntülemelerde sıklıkla rastlantısal (insidentaloma) olarak tespit edilirler. Adrenal adenomlar, bezin korteks adı verilen dış tabakasından kaynaklanırlar .Genellikle küçüktürler; nadiren boyutları 4 cm’yi geçebilir. Adrenal korteks steroid yapılı hormonları üreten kısımdır. Eğer adrenal adenom hormon üretiyorsa fonksiyonal adenom, hormon üretimi yoksa fonksiyonsuz adenom olarak adlandırılır. Adrenal adenomların %85’i fonksiyonsuzdur. Fonksiyonal bir adrenal adenom tedavi edilmezse, bunun ciddi sonuçları olabilir. Adrenal adenomlar tüm yaş gruplarında görünmekle beraber sıklıkları yaşla beraber artmaktadır.Adranal kitleler vakaların %50-60’ında sağ adrenal bezde, %30-40 sol adrenal bezde ve %10-15 bilateral olarak tespit edilir. Cinsiyet farkı genel olarak yoktur. Tüm toplumda iyi huylu adrenal adenomların sıklığı %5 civarındadır. Çoğu adrenal adenom, adrenallerle ilişkisiz semptomları olan hastalarda yapılan abdomen ultrasonografisi veya tomografisi sonucu şans eseri tespit edilirler. Bu vakaların %80’ini hormon üretimi olmamaktadır. Adrenal adenomların çoğu fonksiyonsuzdur, dolayısıyla da semptom vermezler. En sık görülen hormon fazlalığı kortizol aşırı üretimi ile ilişkilidir. Feokromositoma sıklığı %1.5-23 olarak bildirilirken, Adrenokortikal karsinom %1.2-12 olarak bildirilmektedir. Adrenal bezlerde akciğer kanseri, meme kanseri, böbrek kanseri, melanoma ve lenfoma gibi değişik primer kanserler metastazları görülebilir. Adrenal adenomlar yıllarca sessiz kalabilir ve genelde rastlantısal olarak bulunurlar. Adrenal adenomda hormon üretimi olursa salgıladığı hormona göre farklı şikayetlere sebep olabilir. Bu şikayetler halsizlik, yorgunluk, tansiyon yüksekliği, baş ağrısı, başdönmesi, şeker yüksekliği, kemik erimesi, kilo fazlalığı, tüylenme artışı şeklinde olabilmektedir.

adrenal kitle

Fonksiyonal adrenal adenomların tedavisi etkilenmiş olan adrenal bezin cerrahi olarak çıkartılmasıdır(adrenalektomi). < 6cm küçük ve görünümü şüpheli olmayan lezyonlarda laparoskopik adrenalektomi tercih edilmelidir. Hormon üretimi olmayan, görünümü benign kitleler 6ay-1yıl aralıkla izlenmelidir. Adrenal adenom saptandığında hastanın endokrinoloji uzmanlarınca takibi ve hormonal aktivite açısından değerlendirilmesi gerekir. . Adrenal adenomda hastalığın seyri genelde iyidir. Adrenal adenomlar adrenal bezlerin en sık görülen benign kitleleridir. Hormon salgılamayan ve boyutu <4 cm olan, şüpheli görüntü vermeyenler cerrahisiz izlenebilirler.

Adrenal kitleler değerlendirilirken 4 sorunun cevabı verilmelidir

1-Malignite rsiki varmı ?

2-Kortizol sekresyonu varmı? Bu amaçla dinamik testler yapılara cushing ve subklinik cushing sendromu açısından değerlendirme yapılmalıdır.

3-Cerrahi tedavi gerekir mi ?

4- Cerrahi gerekmiyorsa hangi aralıklar takip edilmelidir ?

Doç.Dr.Fevzi BALKAN

Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı

 

 

VİTAMİN B 12 EKSİKLİĞİ DÜŞÜNDÜREN 9 BELİRTİ

b12-vitamin
B 12 eksikliği toplumumuzda sık görülen vitamin eksikliklerindendir. B12 eksikliği düşündüren belirtiler;

1-Halsizlik, kronik yorgunluk
2-Çarpıntı, kısa nefesler almak
3-Deri solukluğu, kansızlık
4-Kızarık ve düz bir dil ,Dil enfeksiyonu
5-Kabızlık, ishal, sindirim problemleri
6-Vucutta karıncalanma, kas güçsüzlüğü, yürüme problemleri

11
7-Görme alanında kayıplar, kulak çınlaması
8-Zihinsel ve öğrenme güçlükler, hafıza kaybı, davranışsal bozukluklar, depresyon, halüsinasyonlar
9-Baş dönmesi, Uyku hali, Baş ağrıları

Doç.Dr.Fevzi BALKAN

Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı

TSH HORMONU DÜZEYİ KAÇ OLMALIDIR?

TSH(tiroid sitümüle edici hormon) hipofiz bezinden salgılanan tiroid hormonlarının düzenlenmesini sağlayan peptid yapıda bir hormondur. TSH tiroid bezinden T3 ve T4 hormonlarının salınımını kontrol etmektedir. TSH’nin diurnal ritmi vardır (akşam TSH daha yüksek). TSH üst sınırı gebelik planlayanlarda  ilk trimester için 2,5 mIU/L, ikinci ve üçüncü trimester için 3.0 mIU/L olarak kabul edilmelidir. Sağlıklı genç popülasyonda TSH üst sınırı 4 mIU/L olarak belirlenmiştir. Yaşla TSH düzeyi azalabilmekle birlikte, toplum taramalarının sonuçlarına göre: 70–79 yaş arası TSH üst sınırının 6 mIU/l; 80 yaş üzeri TSH üst sınırının 7,5 mIU/L olarak kabul edilebileceği bildirilmektedir. 

TİROİD HASTALARININ BESLENMESİNDE 7 DOĞRU

Tiroid hormonları metabolizmanın hızını ayarlayan, vücudun her türlü enerji ihtiyacının karşılandığı salgılardır. Tiroid hormonlarının az çalıştığı durumlarda vücutta su toplaması, kilo alımına meyil , kolesterol yüksekliği , demir ve vitamin B12 emilim bozuklukları gelişebilir. Tiroid hastalarının daha kolay kilo vermesi ve hormon salgılarının normal olması için beslenmede dikkat etmeleri gereken bazı durumlar vardır.

1-      Tiroid hormon sentezi için besinlerle yeterince iyot alınmalıdır. İyot eksikliği ile beraber selenyum eksikliği guatra neden olabilir.

2-      Tiroid hastalarında vitamin b12 ve demir eksikliği sık görülür. Diyette yeteri miktarda B vitamini olmalı, demirden zengin besinler tüketilmelidir.

3-      Hashimato hastalarında D vitamini eksikliği daha sık görülür. D vitamininden zengin beslenme ve her gün 10 dk güneşle cildin teması sentez için önemlidir.

4-      Gluten,  otoimmün tiroid  hastalıklarında tetiği çekebilir. Hashimato hastalığı olanlar glüten tüketimini azaltmalıdır.

5-      Soya, brokoli, brüksel lahanası,karnabahar, lahana’nın aşırı tüketimi tiroid bezini büyütebilir. Bunlar çiğ olarak tüketilmemeli. Tüketimi haftada bir ile sınırlandırılmalıdır.

6-      Aspartam tarzı tatlandırıcılar tiroid inflamasyonunu artırabilir. Uzak durulmalıdır.

7-      Mısır, hardal, ıspanak, fıstık, yer fıstığı, şeftali, armut, şalgam tüketimi sınırlandırılmalıdır.

OGTT (ORAL GLUKOZ TOLERANS TESTİ)

1-OGTT NEDİR?

Oral glukoz tolerans testi olarak adlandırılan test , vucudun glukozu kullanma  ve kandan  atılma kabiliyetini gösteren bir testtir.Şeker hastalığı, prediyabet (Gizli şeker),gebeliğe bağlı şeker hastalığının tanısını koydurur.

2- OGTT test öncesi nelere dikkat edilmelidir ?

Hastalara teste başlamadan 3 gün öncesinden en az 150 g/gün karbonhidrat içeren normal bir beslenme uygulanır.Hastaların hiçbir fiziksel aktivitesi kısıtlanmaz. Fiziksel aktivite pankreastan insülin salınımını uyarır.Test günü ilaç kullanılmaz.Test sadece ayaktan hastalara uygulanır. Yatak istirahatı OGTT’yi bozar.Test süresince hasta sigara içmez. Test süresince hasta sadece su içebilir.

3- OGTT kimlere yapılır?

Açlık kan şekeri 100-126 arasında olan hastalarda,

Tüm gebelere 24-28 hafta arasında,

Nedeni açıklanamayan sinir tutulması,

Nedeni açıklanamayan böbrek hastalığı,

Göz dibinde yeni damar  oluşumu,

Yaygın damar tıkanıklığı olan hastalarda şeker hastalığının teşhisi için yapılır.

4- OGTT testi nasıl yapılır?

Test 8-10 saat açlıktan sonra yapılır .Teste sabah saat 7.00-9.00 arası başlanır. Bazal plazma insülin düzeyi sabah,günün ilerleyen saatlerinden daha yüksektir. İnsülinin glukoza cevabı sabah daha yüksek, gece yarısı ise en düşüktür. Glukoz Tolerans Testi öğleden sonra yapılırsa yüksek glukoz değerleri elde edilir.Test süresince hasta oturur durumda bulunur.

5- OGTT sırasında hastalara ne kadar glukoz verilir ?

Hastalara oral verilecek glukoz miktarı:Yetişkinlerde: 75 g glukoz (maksimum İnsülin salınımının elde edildiği glukoz dozu.

Gebelerde: 75 veya 100 g glukoz. 25 g/ 100 ml glukoz çözeltisi hazırlanır.

Hazırlanan glukoz çözeltisine limon suyu(Askorbik asit içerir) ilave edilmez.Limon suyu ilavesi glukoz oksidaz ölçüm metodunda sonuçların daha düşük çıkmasına neden olur.

Hastadan venöz kan :  Glukoz yüklemesinden 10 dakika önce ve glukoz yüklemesi yapıldıktan 120 dakika sonra alınır .

6- Gestasyonel (Gebeliğe bağlı) diyabet teşhisi için OGTTnasıl uygulanır

Gebelerde açlık plazma glukozunun 126’nın üstünde olması veya rastgele alınan örnekte plazma glukozunun 200’ün üstünde olması diabet tanısı için sınır değerdir.  Eğer hiperglisemi bulguları açık olarak saptanamazsa tanı sonraki günlerde OGTT yapılarak doğrulanmalıdır. OGTT gebeliğin 24-28. haftasında uygulanmaktadır.  Günün herhangi bir zamanında 50 g  oral glukoz verilir.  Eğer 1. saat’ deki kan glukoz konsantrasyonu 140 mg/dl ise OGTT uygulanır.     Ertesi sabah 8-14 saat açlıktan sonra açlık kanı alınır.   100 g  veya 75 g oral glukoz verilir.
7- Test nasıl yorumlanır?

OGTT 2.saat değeri >200 üzerinde ise Diyabet teşhis edilir.140-199 arası değerler Bozulmuş glukoz toleransı adı verilir.Gebede 75 gr OGTT açlık 92 1.saat 180 2.saat değeri 153 üzerinde ve en az 2 değer yüksekse veya 100 gr OGTT de açlık kan şekeri 92 1.saat 180 2.saat 153 3.saat 140 üzeri ve en az 2 değer yüksekse gestasyonel diyabet teşhisi konur.

KAYNAKLAR: 

 

1-Glucose Tolerance Test.” University of Maryland Medical Center. 11 Aug. 2006. University of Maryland Medical Center. 9 Sep. 2007. <http://www.umm.edu/ency/article/003466.htm>.

2-“Oral Glucose Tolerance Test During Pregnancy.” The Cleveland Clinic Health Information Center. 31 Oct. 2006. The Cleveland Clinic. 9 Sep. 2007. <http://www.clevelandclinic.org/health/health-info/docs/2700/2799.asp?index=9696>.

3-http://www.cdc.gov/nchs/data/nhanes/nhanes_07_08/manual_ogtt.pdf

10 SORUDA MUCİZE İLAÇ METFORMİN

Metformin-

1-Metformin ne zaman ve nasıl  keşfedilmiştir?

1922 yılında  Emil Werner ve  James Bell tarafından keşfedilen Metformin, 35 yıl boyunca araştırma  amaçlı kullanılmıştır.1950 yılında Flipinlerde Eusebio Y. Garcia tarafından İnfluenza tedavisi için kullanılırken ilacın kan şekeri düşürücü etkisi gözlemlenmiş, Garcia ilacın antiviral (Viruslara etkili ), antimalaryal (Sıtmaya etkili ) , antipiretik (Ateş düşürücü ) etkisi ile ilgili makaleler yayınlamıştır. Sonrasında Fransa’da Dr.Jean Sterne 1957 yılında Aron laboratuarındaki çalışmalarında şeker düşürücü etkisini araştırmış ve sonrasında ilk defa diyabet tedavisinde kullanılmaya başlanmıştır. İsmine Glucophage  ( Glikoz yiyici ) denmiştir. İlaca 1958 yılında İngilterede 1972 ‘de  Kanada’da izin verilmiş ve 1994 yılında FDA (Amerika İlaç Düzenleme Dairesi ) izin vermiş, 1995 yılından itibaren ABD ve tüm dünyada  yaygın olarak Diyabetin tedavisinde  kullanılmaya başlanmıştır.

2-Metformin hangi bitkiden sentez edilmiştir?

Biguanid grubu ilaç olan metformin, Galega officinalis adındaki bitki ekstresinden sentez edilmiştir.

3-Metforminin etki mekanizması nedir?

a-) Karaciğerde üretilen glukoz miktarını azaltır bunun sonucunda insülin duyarlılığını artırır, perifer dokularda (kas ) kan şekerinin kullanımını artırır, serbest yağ asidi miktarını artırır.

b-)Hücre membranında siklik AMP kinaz enzimini aktivitesini artırır. İnsülin direncini düzeltir.

METFORMİN KULLANIM ALANALRI

4-Metformin hangi hastalıkların tedavisinde kullanılır ?

İnsülin Direnci

Prediyabet (Bozulmuş açlık glukozu ve Bozulmuş glukoz toleransı )

Tip 2 Diyabetes Mellitus

Alkolik olmayan Karaciğer Yağlanması

Polikistik Over Sendromu

Prematur Puberte

5-Tip 2 DM kullanımı nasıldır?

Şişman Tip 2 Diyabetlerin  tedavisinde kullanılır, hastaların 10 yıllık takip edildiği bir  çalışmada diğer ilaçlara göre diyabetin komplikasyonlarının oluşumunu daha fazla engellediği görülmüştür. Sulfanilüre grubu ilaçlara göre daha az  kan şekerini düşürücü etki  göstermiştir. Kilo aldırıcı etkisi yoktur kilo verdirebilir . Kilo  verdirici  etkisi insülin direncini azaltmasından ve bulantı gibi  yan etkilerinden dolayı olabilir .

6-Prediyabette (Gizli Şeker ) kulanımı nasıldır ?

Diyabet önleme çalışmasında yaşam tarzı değişikliklerinin diyabet oluşumunu %58, Metforminin Diyabet oluşumunu %31 azaltığı görülmüştür.

7-PKOS’ta kullanımı nasıldır ?

PKOS hastalarının büyük çoğunluğunda insülin direnci oluşur buna bağlı PKOS ( Polikistik Over Sendromu ) hastalarının %15 de Tip 2 Diyabet (Şeker Hastalığı )  gelişebilir. İnsülin direncini düzeltici etkisi dolayısı ile PKOS (Polikistik Over Sendromu ) tedavisinde 1994 den beri kulanılmaktadır.

8- Metformin başka hastalıklarda etkileri varmı ?

Antipsikotik ilaç kullananlarda kilo alımını azaltığı , Pankreas kanserinden koruduğu , meme ve kolon kanserinde faydalı etkileri olduğu ile ilgili çalışmalar mevcut.

9-Hangi durumlarda kullanılmamalıdır ?

Böbrek hastalığı ,Akciğer ve Karaciğer hastalığı , Kalp yetersizliği olanlarda Laktik asidoz , Kontrast madde kullanılacak görütülemelerden önce metformin kesilmesi önerilir.

10- Ne gibi yan etkileri olabilir ?

GİS rahatsızlık (Bulantı, diyare, gaz, ishal ) yapabilir ,düşük dozlarla başlanılıp kademeli artırıldığında şikayetler az olur.Uzun süreli kullanımda vitamin B12 eksikliği yapabilir.İntravenöz kontrast kullanımı gerektiğinde ,cerrahi ve anestezi gerektiren durumlarda geçici olarak ara vermek gerekir.

BÜYÜLEYİCİ BAĞIRSAK

Büyükada yayınlarından Mayıs 2016’da çıkan Büyüleyici Bağırsak  kitabı tıp fakültesi okuyanGiulia Enders isimli genç bir yazarın kitabı. Kitap oldukça eğlenceli bir şekilde bağırsaklarla ilgili temel bilgilerden başlayıp , bağırsak hastalıkları, allerjiler ve bağırsaklarla ilişkisi, diyabet, obezite, metabolik bozuklukların oluşumunda bağırsakların rolu  gibi soruların cevabını vermektedir. Kitaptaki çizimleri yazarın kardeşi yapmış bu hem kitabın albenisini artırmakta hem de daha kolay anlaşılmasını sağlamaktadır. Bağırsaklar gibi bilim dünyasının son yıllarda ilgisini oldukça cezbeden bir alanda yazar titiz bir araştırma neticesinde kitabını yazmış ve ayrıntılı okuma yapmak isteyenler için yararlandığı kaynakların ve çalışmaların listesini vermiştir.  kitaptaki başlıca konu başlıklarını şunlar oluşturuyor. Kitap içinde öğretici güzel çizimler mevcut.
1.Bölüm: Kaka nasıl yapılır ? Bağırsağın yapısı ? Allerjiler- intoleranslar ve bağırsak ilişkisi nedir ? Dışkı türlerine göre düşünülmesi gereken hastalıklar nelerdir ?
2.Bölüm: Organlarımız besinlerden nasıl faydalanır-onları nasıl taşır?  Öğürmek ? Kusmak? Kabızlık ? Beyin ve bağırsak ilişkisi ?
3.Bölüm:Bakterilerin dünyası: Yetişkin bir insanda bağırsak sakinleri ? Bağırsak florasının rolu, Bakteriler şişmanlamaya nasıl sebep olur? Kolesterol ve bağırsak bakterileri ilişkisi. ? Kötü huylu bakteriler ? Antibiyotik- probiyotik ve pre biyotikler ilişkisi ?
Bu konular içinde tabi ki benim en çok ilgimi çeken bakteriler şişmanlamaya nasıl sebep olur?  ve kolesterol bağırsak bakterileri arasındaki ilişki  nedir? Benim bu konuda yazdığım bir yazıyı bagirsak-florasi-bozuklugu-obeziteyi-tetikleyebilir-mi yazımdan okuyabilirsiniz.Bakteriler şişmanlamaya nasıl sebep olurlar ile ilgili 3 varsayımdan bahsetmiş yazar 

1-Bağırsak floramız karbonhidratlerı sindirmekle yükümlü pek çok bakteri içerir. Bakterilerin sayısı arttığında bu bakteriler besinlerin son parçalarından yeniden enerji üretirler, bu enerji kalorilerden alınan enerjinin %10-20 sini bulabilmekte, bu durum uzun vadede kilo artışına sebep olabiliyor.

2-Subklinik inflamasyon veya enfeksiyon: Aşırı kilo, diyabet ve ateroskleroz durumunda kanda inflamasyonu gösteren markırlar hafif yüksek çıkabilir. Aşırı yağlı beslenme, bağırsak mukozasının bozulması, kana karışan inflamasyon miktarını artırır. Subklinik enfeksiyonu artıran durumlar arasında; hormonal denge bozukluğu, östrojen fazlalığı, d vitamin eksiliği, gluten içeren besinler bulunur.

3-2013 yılında ortaya atılan hipotez bağırsak bakterileri içinde yaşadıkları canlının iştahını etkileyebilir. Pek çok teori bakterileri de hesaba katarak yemek yediğimiz zaman tokluk sinyalimizin yükseldiğini savunmaktadır.  Bakterileri besleyen besinlerin çoğu posalı yiyeceklerdir.  Bağırsaklarımızda bulunan 2 kilo bakteri onları yeterince beslemezsek tokluk sinyalini engeleyebiliyor.İyi okumalar. Kitapla kalın.

İNSÜLİN KULLANMADAN ÖNCE DİKKAT EDİLECEK 7 ŞEY

İNSÜLİN1

1-İnsülininizi kullanmadan önce, dikkatle gözden geçirin. Görünümünde size uygun olmayan bir özellik varsa, bu insülin yeterli işlev görmeyebilir. Kristalize insülinler ve analog insülinler berrak ve renksizdir. Bulanık, koyulaşmış, içerisinde tanecikler gözüken ve hatta hafifçe renklenmiş olan kristalize insülinleri kullanmayın.

2-İnsülin gereken şekilde saklanmazsa, beklenen işlevi yerine getiremiyebilir. Fazla olan insülin kartuş ya da kalemleri buzdolabının kapağında saklayın. Mümkün olduğunca sıcakta ve güneşte tutmayınız. İnsülini asla dondurmayın. Eğer evinizin sıcaklık derecesi 25°C’nin üzerinde ise insülini buzdolabında tutun. İnsülinin aşırı sıcakta veya aşırı soğukta kalmasına izin vermeyin (örneğin park edilmiş arabanın içinde veya doğrudan güneş ışığına maruz kalacak şekilde bırakmayın).

3-İnsülini beraberinizde taşıyarak kaybolmasını önleyin; örneğin uçakla yolculuk yaparken insülini el çantanıza alın, bagaja verdiğiniz valizlerin içerisinde bırakmayın.

4- İnsülini her zaman aynı şekilde kullanın. Doktorunuzun önerdiği dozları uygulayın. Fazla insülin kan şekerinizin aşırı düşmesine neden olabilir. Yetersiz insülin ise kan şekerinizin aşırı yükselmesine yol açar. İnsülini her gün kullanın. Doktorunuz söylemediği sürece, injeksiyonları hiç aksatmayın ve atlamayın.

İNSÜLİN ENJEKSİYONU

5-Kullanmadan önce insülinin üzerindeki son kullanma tarihini kontrol edin. Kullanmadan önce insüline bakarak herhangi bir bozukluk olmadığından emin olun. Her zamanki insülin kullanma şeklinizi kaydedin.

İNSÜLİN CİLT KALINLIĞI

6-Her injeksiyonda kullandığınız insülin tipini ve dozunu yazın. Ayrıca injeksiyon saatini de kaydedin. İnsülin injeksiyonlarını her gün aynı saatte yapın. Her injeksiyonu farklı bir injeksiyon bölgesine uygulayın.

7-Yemek ve egzersizle insülin arasında denge kurun. Aşırı fiziksel aktivite veya çok az yemek yemek, kan şekerinizin aşırı düşmesiyle sonuçlanabilir. Çok fazla yemek ise kan şekerinizi yükseltebilir.

 

TİROİD NODUL AMELİYATI OLMADAN CEVAPLAMANIZ GEREKEN 5 SORU

1-Nodulunuze biyopsi yapildi mi?

2-Ameliyat oncesi sizi Endokrinoloji uzmanı degerlendirdi mi?

3-Ameliyat riskleri ile ilgili bilgilendirildiniz mi?

4-Ameliyat sonrasi ömür boyu tiroid ilaci kullanacaginizi biliyormusunuz?

5-Patoloji sonucunuza göre ilave tedavi gerekebilecegini biliyormusunuz?